Selin Kıbrıs’ta

Dedik ki biz anne kız mart ayında ufak bir tatil yapıp dinlendik ama babamız yapamadı. E hal böyle olunca 1 mayıs tatilini fırsat bilip annem bir de babamla gideceğimiz bir tatil organize etti. Babam ve ben Kıbrıs’ı görmemiştik ama annem daha önce teyzemle görmüştü bu sebeple mayıs ayında hava daha sıcak olur en azından denize birazcık gireriz diye tercihimizi Kıbrıs’tan yana kullandık. Kalabileceğimiz yerler arasında da bize göre en yeşil olan oteli tercih ettik Merit Cyrstal Cove. Kumsalı olması, açık havada çocuk parkı olması, ponylere binebileceğin bir klübü olması çocuk dostu bir otel olduğu imajı verdi ki bu nimetlerden bolca faydalandık. Ayrıca sezon tam açılmadığı için otelin çok kalabalık olmaması çok keyifli vakit geçirmemize sebep oldu. Otelde ağırlıklı çocuklu rus turistler kalıyordu. Ben de ilk defa farklı bir dilde konuşan çocuklarla arkadaş olmaya çalışıp sonra “anne ben ne söylüyorlar anlamıyorum?” dedim. Uçağa ilk defa etrafında olup bitenlerin farkında olarak bindim ama kalkış ve iniş sırasında kemer takmak konusunda bir türlü ikna olamadığım için gene annemin kucağında bebek kemeri ile yolculuk ettim. Tatilimizin benim için en keyifli anları:

– Tchibo’dan aldığımız kum oyuncağı setiyle deniz kıyısında oynadığım zamanlar

– Açık havada serin ve yeşillik bir alanda öğlen uykusu uyumam

– Akşam yemeğinde tanıştığım diğer çocuklarla koşuşturman ve havuz kenarındaki kurbağaları incelemem

– Pony ata bindiğim ve 1 aylık bebek ponyyi sevdiğim zamanlar.

– Çocuk parkında sallandığım zamanlarda annemin öğrettiği “uçacaksın uçacaksın havalara uçacaksın, ayağını yerden kesecem senin kalbime konacaksın” şarkısını söylemem:)

(not :  annemin hiç tarzı olmasa da bu gülben ergen şarkısının sözleri salıncakta havalara uçarken pek bir anlamlı geldi bize:)

– Asansör düğmelerine bastığım (görmemişim biraz malum bu devirde hala 5. kata merdivenle çıkılan  bir apartmanda yaşıyorum) ,  oda kapısını kartla açtığım zamanlar:)

Kısa tatilimizin son gününde Kıbrısın kültürünü de tanımadan dönmek olmaz diyerek bir tura katıldık ve Lefkoşa (Barbarlık müzesi, sınır kapısı), GaziMağusa (Lala Mustafa Paşa Camisi, Maraş Sınır Bölgesi), St. Barnabas Manastırını gezdik. Turdaki en minik katılımcı benim bu sebeple herkesin ilgi oldağı oldum. Bazen uyudum, bazen pusette etrafa bakındım ama dondurmamı yerken keyfim çok yerindeydi:)

 

Bu yazı 30. Ay, Geziler, Kıbrıs kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın