Bu sene aylar öncesinde yaz tatilimizi Çıralı’da yapmaya karar vermiştik. Bu bölge temmuz, ağustos aylarında çok sıcak olduğundan haziran ya da eylül sanırım en güzel dönemler tatil yapmak için. Çıralı’nın sakin ve denizi güzel bir yer olduğunu daha önce arkadaşlarımızdan duymuştuk. Bu sene ilk defa artık koşuşturmalı bir yurtdışı kültür seyahati değil de, sessiz ve sakin bir deniz tatili yapmak istediğimiz konusunda yorgun bedenlerimiz ve beynimiz hemfikir olunca Çıralı’yı deneyelim dedim. Daha önceki yazılarımda bahsettiğim Kıbrıs tatilimiz ise daha sonradan planladığımız ve araya sıkıştırdığımız kısa bir kaçamak tatil oldu.
Baban her zamanki gibi tatil organizasyonunu bana bıraktı. O kadar ki kalacağımız yer hakkında bile uçağa bindiğimiz ana kadar en ufak bir fikri yoktu. Buna aşırı ilgisizlik mi, eşinin tercihlerine aşırı güven mi desem ne desem bilemiyorum:) Kalacağımız yer konusunda da internetteki araştırmalarım sonucunda Myland Nature‘da karar kıldık ve gerçekten memnun kaldık. Yeşillikler ve limon, portakal ağaçları arasındaki ahşap bungalovumuz ve hemen önündeki teras ve hamak dinlenip keyif yapmak için birebirdi. Bizim geldiğimiz dönem henüz okulların kapanmadığından mıdır yoksa bizim Türk insanının tatil anlayışı biraz farklı olduğundan mıdır bilinmez, Çıralı’da konaklayan misafirlerin büyük bir çoğunluğu İngiliz, Alman, Rus vb. yabancılardan oluşmaktaydı. Kendi ülkemizde böyle güzel ve yeşil alanların kıymetini umarım daha çok biliriz.
Selin için özelikle sabahları yoga dersi yapılan büyük salonda koşturmak çok büyük bir keyif oldu. My Land ‘de çalışanlar da en az sahipleri kadar sıcak insanlardı ve Selin’le bol bol oynadılar. Hal böyle olunca bizim de arada sırada Ulaş ile dinlenme fırsatımız oldu. Kuş sesleri, limon, portakal ağaçları, bisikletle yapılan kısa geziler, Ulupınar ve yanartaş gezilerimiz tatilimizden akılda kalanlar. Bu arada bir uyarı yapmakta fayda var. Çıralı’da sahilde kumlu alan çok olmasına rağmen, denize yakın olan kısım ve denizin sığ olan kesimleri taşlı. Bu sebeple terlik ya da deniz ayakkabısı kullanılabilir. Selin çıplak ayakla taşlarda gayet rahat yürüdü ama ben biraz zorlandım açıkçası. Öte yandan denize girdikten sonra yemyeşil bir dağ manzarasına karşı yüzmek ayrı bir keyif.