Elveda Dedecim…

Canım Kızım

10 haziranda dedeni ebedi yolculuğuna uğurladık. Her ne kadar deden son 4 senedir diyaliz hastalığı ile mücadele ediyor olsa da, bu beklenmedik kayıp bizleri derinden sarstı. Henüz 59 yaşındayken, sen dedeni, ben ve teyzen de sevgili babamızı kaybettik. Üzüntümüzü tarif etmek mümkün değil ama yaşadıklarımızın bir kısmını büyüdüğünde okuman için paylaşmak istedim. Öncelikle okul pedagogun durumu sana basit cümlelerle açıkça anlatmamızı ve yasa katılmanda sakınca olmadığını iletti. Biz de bu yönde aksiyon aldık.Tabi ki sana tabutu göstermedik ve direkt cenaze törenine katılmadın. Pedagogun durumu açıklarken deden gökyüzüne gitti vb ifadeleri kullanmamamızı özellikle iletti. Sen başta farklı bir durum olduğunu anlasan da, aslında dedeni bir daha göremeyeceğini 1 hafta sonunda idrak ettin ve çok üzüldün. Neden dedeye bay bay diyemedik onu son kez olsun göremedik bunu sorguladığında içim nasıl parçalandı kelimelere dökmek zor.
Bizler yıl sonu gösterin için heyecanla beklerken ve sonradan öğrendiğimiz gibi aslında deden de sürpriz yapıp gitsek mi diye anneannenle konuşurken bu ani ve acı kayıp bizleri derinden sarstı ve hayatımızda aslında nelere gerçekten önem vermemiz gerektiğini bir kez daha hatırlattı. Seninle birlikte Düzce’de kaldığımız süre boyunca baban tüm aileye çok destek oldu ona minnettarım.

Dedenle ilgili seninle paylaşmak istediklerime gelince… Ben hep çoğu kız çocuk gibi babasına hayran bir kız çocuğu oldum. Babamın öğretmen olması da, hem kendi çocuklarına hem de etrafındaki tüm çocuklara sevgiyle yaklaşmasında önemli bir etkendi sanırım. Ben küçükken, hani derler ya anne baba evladına yemez yedirir, giymez giydirir, herkesin ailesi hayatta böyle sanırdım. Ama büyüyüp farklı dünyaları tanıyınca aslında ne kadar şanslı bir aileye sahip olduğumu anladım. Sanırım bir çocuk için en büyük zenginlik hem kendisini hem de birbirlerini seven ebeveynlere sahip olması. Herkesin bu kadar sevgi dolu ailesi olsa dünyada kötü insan diye bir şey kalmazdı sanırım. Biz çok zengin bir aile değildik, ama ben üniversiteden mezun olana dek hayatımda hiçbir şeyin eksikliğini hissetmedim babam sayesinde. Bugünkü seyahat etme, farklı kültürler, farklı yerler tanıma merakımı da, dedenin bizleri küçüklükten beri kendi imkanları dahilinde çok gezdirmesine borçluyum.
Atatürkü seven, cumhuriyete bağlı bir ailenin kız çocuğu olarak da hayatta çalışarak ve azimle herşeyin elde edilebileceğini düşündüm hep. Okudum meslek sahibi oldum. Ailemin bana sunduğu imkanların çok daha fazlasını kendi evladıma sunabilir hale geldim. Bunların hepsi öncelikle babamın bizlere olan inancı ve desteği sayesinde oldu. Türkiye’de kadın olarak ayakta kalmanın, özgür ve eşitlikçi bir ortamda büyümenin ve yaşamanın aslında ne kadar zor ve büyük bir nimet olduğunu üniversiteye geldiğimde farkettim.

Umarım Selin’cim sen de büyüdüğünde benim babamdan memnun olduğum kadar sen de bizden memnun olursun ebeveyn olarak. En büyük tesellim dedenin seni görmüş ve seni çok ama çok sevmiş olması. Gönül isterdi ki dedeciğin senin ilkokul, lise sıralarına başladığını da görebilseydi.
dedem

Bu yazı 3 Yaş kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın