Sevgili Kızım
8. ayını doldurduğun bugünlerde iyice hareketli, biraz yaramaz ve doktorumuzun yorumlarına göre kilo alması gereken bir kız oldun. Hal böyle olunca zaten ev hanımlığında çok acemi olan ben, kendimi iyice yorgun ve sana bakmakta yetersiz hissetmeye başladım. Ayrıca İstanbul’da tüm gün sürekli beni gördüğün için iyice bana bağımlı hale gelmeye başladın. Hem seni biraz sosyalleştirmek için hem de seni anneanne ve dedenin güvenli ellerine bırakıp arada dinlenebilmek için Düzce’nin yolunu tuttuk. Filiz yengen ve Banu ablan İstanbul’a ziyaretimize geldikleri için gidiş yolculuğunu onlarla dönüş yolculuğumuzu da klasik kurtarıcımız teyzenle yaptık ve bu sayede arabayla rahatça gidip gelebildik. Maalesef ilk günler pek planladığımız gibi olmadı. Sen biraz hasta olmanın da etkisi ile biraz da ananenin evini yadırgadığından da olsa gerek ben odadan çıkar çıkmaz ağlamaya başladın. Yapışık ikizler gibi bir 3 gün geçirmek zorunda kaldık. Sonraki günler anneannenin özenli bakımı ile hem iyileştin, hem de anane ve dedene alıştın. Anneanne ile tek başına bahçeye gezintiye bile çıktın. Düzce’de yaptıklarımıza gelince:
– Büyük babaannenin köydeki evinde verdiği davette ilk kez çerkez yemeği olan suda pişmiş haluj yedin ve akabinde bahçedeki asmaya kurulmuş salıncakta keyifli vakit geçirdin.
– Evimizin yakınındaki sosyal tesislerde çocuk trenine bindin
– Dedenin sana aldığı havuz ve su topu ile biraz oynayıp sonra havuzdan kendini dışarı atmayı başardın.
– Anneannenin iftar davetinde hem şipsi yedin hem de Banu ablanla karşılıklı voleybol oynadın