Selincik ve Pöypü :p

Selin bayram tatilinde nereye geldi sizce ? BİZİM EVE,yani kuzeni olan benim evime .Ben 11 yaşındayım,böylece Selin’ le daha güzel oynuyoruz (Yaşasın!).Ve ben Selin’i göremeyenler için onun yaptıklarını anlatıyorum .

*Selin’in yerken yere döktükleriyle günde 3 kişilik bir aile doyar 😉

*Selin hala gülmek yerine ağzını açıyor ,ama ses çıkarmıyor .Dikkat etmeli ,sinek kaçabilir!

*Selin en çok CEE yapınca gülüyor.

*Selin dışarıda ”sesim ne güzel bakın ” demek için AAAA diye bağırmayı çok seviyor.

*SELİN İLK KEZ HİÇBİR ŞEY VE YERE TUTUNMADAN İLK ADIMLARINI ATTI !

*Selin giderken bana bir kaşık ,bir çatal ,iki oyuncak ,bir de emzik hediye bıraktı :p

*Selin şeker kasesine ayağını sokmak istiyor.

*Selin aynada kendi görüntüsüne bilinmeyen bir nedenle vuruyor.

SELİN ‘İN BÜYÜYÜNCE OLABİLECEĞİ MESLEKLER

*Operacı

*Balerin

*Sunucu

(Çok bağırdığı,parmak ucunda yürüdüğü ve sürekli kendince konuştuğu için.)



10. ay kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Ağustos Ayı Aktivitelerin

1. Artık işe giderken sabahları babana el sallayabiliyorsun

2. İki elinle alkış yapabiliyorsun

3. Mama ve meme dışında pek çok farklı sesi çıkarabiliyorsun artık. Özellikle ilk söylediğin anlamlı kelime “ge”,  “gel” in “l” siz versiyonu. Bu kelimeyi birini çağırırken gayet bilinçli söylüyorsun. Seni “gel gel” diye çağırdığımız için bunu öğrendin sanırım. Aslında sana o kadar “anne”, “baba”, “dede” kelimelerini de çalıştırmıştık 🙁 Arada “anni” sesini de uzun zamandır çıkarıyorsun ama gel kelimesi kadar bilinçli ve yerinde kullanmadın bu kelimeyi.

3. Yeni yürütecinle evde uzun koridorumuz boyunca hızlı turlar atabiliyorsun (senin için evde halı kilim vb karşı olan baban ve ben gidip en klasiklerinden 2 adet yolluk aldık:)

4. Parka gittiğimizde salıncaktan inmek istemediğini açık ve net şekilde belli ediyorsun ama en çok -babanın kollarıyla seni tutması şartıyla- kaydırakta kaymaktan zevk alıyorsun.

5- Parktaki diğer çocuklara, kedi, köpek, kuş gibi hayvanlara pür dikkat bakıp inceliyorsun.

6-Altta çıkan 2 dişin giderek uzayıp keskinleşti. Dişlerini kaşımak için annenin çenesi dahil herşeyi ısırıyorsun.

9. Ay, İlkler kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Selin Kızkulesi’nde

Ağustos ayında bir pazar günü ailecek kız kulesindeydik. Selin orada yeni bir arkadaş da edindi..

9. Ay kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Bakıcımız bulundu

Uzun ve zahmetli arayışlar yaklaşık 15 civarı görüşmenin sonunda bir bakıcı da karar kıldık ve anlaşmayı başardık. Bu hafta işe başlayacak. Umarım iyi anlaşırsınız sevgili kızım. İşe dönmeme az bir zaman kala senin için iyice endişelenmeye başladım. Bakalım bakıcına alışacak mısın onu sevecek misin? Eğer alışamazsan işe nasıl gideceğim hiç bilemiyorum..

Bakıcımızı bulduğumuz Okyanus Danışmanlığı herkese tavsiye ederim. Oldukça profesyonel çalışıyorlar.

9. Ay kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Annelere tavsiyeler

Ben Selin’e hamile kaldığımda çevremde yeni doğum yapmış arkadaşım  ya da akrabam yoktu. Bu sebeple özellikle ürün seçimleri konularında internetteki forumlardan ve bloglardan faydalandım bir de deneme yanılma metodu tabi. Hazır bilgilerim taze iken çevremdekilere de faydalı olayım diye bu yazıyı yazmaya karar verdim. Sevgili İnci ve Esra arkadaşlarım halihazırda doğum yaptılar ve muhtemelen pek çok eksiklerini tamamladılar ama yine de arada işlerine yarayan bilgiler çıkabilir aktarmayı unuttuğum. Gelecekteki muhtemel anne adaylarımızın işine yaraması dileğiyle…

Kitaplar:

1. Anne Babalık Rehberi- Vicki Lansky

2. Çocuğunuzun ilk 6 yılı-Prof. Dr. Haluk Yavuzer

3. Annelik ve bebek bakımı- Elizabeth Fenwick

4. Hoşgeldin Bebek- Dr. Erdal Köroğlu

5. Çocuğu tanımak ve anlamak- Haluk Yavuzer

6. Bebeğinizin ilk yılında sizi neler bekler- Arlene Eisenber, Heidi Murkoff, Sandee Hataway

Biberonlar:

1. Chicco cam biberon (şiddetle tavsiye edilir özellikle evde kullanımda)

2. Philips Avent %0 BPA  (rengi şeffaf beyaz değil de sarıya dönük olan ısıya daha dayanıklıymış ondan almıştık, seyahatler için kullanımı pratik)

3. Nuk biberon (özellikle meyve suyu için ayrı biberon gerektiğinden almıştık. Karışmasın diye özellikle farklı marka seçtik ama biberonun emzik ucundan hiç memnun kalmadım ve efektif kullanamadım)

Bardak:

Avent Magic Bardak

Emzik

1. Avent (özellikle kendinden kapaklı olanlar çok pratik dışarı çıktığınızda çantada vs. kirlenmemesi açısından)

2. Nuk

3. Chicco (ortodontik olanlar özellikle tavsiye edilir biz geç keşfettik)

Bebek Arabası:

Maclaren Quest Sport – Şiddetle tavsiye edilir..ispanya’da istisnasız bebeklerin %90 ında bu marka bebek arabası vardı (algıda seçicilik:)). Eksi yanı ise ilk 6 ay kullanılamıyor olması. Biz ilk 6 ay için arkası komple yatan daha uygun ikinci bir bebek arabası alıp sonra Selin 6 aylık olunca arabayı ihtiyacı olan bir başka bebeğe verdik. Bu arada 3 tekerlekli farklı modeller de İstanbul’un bebekler için hiç de uygun olmayan engebeli yolları için denenebilir geliyor bana ama tecrübem olmadı maalesef..

Sterilizatör:

Weewell sterilizatör aldım. Hiç memnun kalmadım. En iyisi kaynamış suyla dezenfekte etmeye devam etmek ya da başka bir marka denemek.

Su Isıtıcısı:

Evimizde şu an 3 adet su ısıtıcısı var. 1 i dzenfekte suyu kaynatmak için, 1 i mama suyu kaynatmak için ve sonuncusu minik bir seyahat kettle’ı. Özellikle seyahat kettle ı tatillerde çok işimize yaramıştı tavsiye ederim.

Yoğurt makinası:

Benim gibi evde günlük yapılan bebek yoğurdunun kıvamını tutturmayı beceremeyenler için Arzum yoğurt makinası hem hesaplı, hem çok kullanışlı. İlerde ev halkına yoğurt yapmak için de kullanılabilir.

Oto koltuğu:

Biz ilk 8 ay eşimin bir arkadaşının kızından kalan ana kucağını oto  koltuğunu kullandık. Daha sonra 9. aydan itibaren kullanılan Maxi Cosi Tobi ürününü aldık. Maxi cosi güvenlik testlerinde diğer markalara göre daha iyi sonuç elde etmiş.

Göğüs Pompası:

Medela elektrikli çift pompalı aldım. Memnun kaldım tavsiye ederim.

Kıyafetler:

Çıtçıtlı bodyler: Kanz, panço, mothercare (Ben en çok Kanz ınkileri tuttum)

Tulumlar: mothercare

Elbise: Goose (selinin düğün elbisesini buradan almıştım. özel günler için süper bir marka) ayrıca ürün satın almadım ama B&G store da da çok güzel şeyler var fiyatlar biraz daha yüksek.

Pantalon, tshirt, hırka, body: Zara, LCW, Goose, Bücürük

Yatak:

Chicco Lullaby Park yatak aldık. Genel olarak çok memnunduk. Odalar arası rahatça transfer edilebiliyordu. Ancak Selin büyüyünce yatak seviyesini alta indirdik. Bu sefer ortam sanırım Seline çok kapalı geldi. Yatağın içinde uyumak istemiyor uykuya dalınca yatırıyorum ayrıca uyanır uyanmaz ayağa kalkıp yataktan çıkmak istiyor.

Deterjan ve Temizleyiciler:

Selin’in çamaşırlarını yıkamak için başta Dalin’in sıvı deterjanını kullandım ama sonra daha doğal olur düşüncesi ile Hacı Şakir’in sabun tozuna geçtim. Asla yumuşatıcı kullanmadım.

Mama Sandalyesi:

Mama sandalyesinde en önemli kriter yumuşak ve arkaya yatabilir olması. Doktorumuz IKEA’nınki gibi sert modelleri tavsiye etmemişti kemik yapısı gelişmeye devam ettiği için. Biz de Chicco Polly çift kılıflı mama sandalyesi aldık.

Kanguru:

Kanguru kullanılması şiddetle tavsiye edilir. Bize hediye gelmişti ama Mothercarede çok uygun fiyata kaliteli kangurular var.

Beslenme:

Katı gıdaya geçişte kullandıklarıma gelince, cam rende, meyve filesi, nuk çatal kaşık, bebedor kaşık. Gıdalardan: elma ve armut suyu, taze soğan(diş kaşıntısı için), salatalık, Hipp bebe bisküvisi favorilerimiz arasındaydı.

Oyuncaklar:

Alınması tavsiye edilenler: Oyun halısı, kurabiye kavanozu, yürüteç (tchibo), ısırılabilir kitap

Anne bakım çantası:

Anne bakım çantası almayı kesinlikle tavsiye ederim. Çünkü dışarı çıkarken biberon, yedek kıyafet, ağız mendili vb pek çok şey için gerekiyor. Hem ayrıca kendi çantanızı taşımanıza da gerek kalmaz. Ben bu yüzden biraz şık bir çanta almak istemiştim. Bir dönem samsonite üretmiş çantalar ama sonra üretimi durmuş. Dıştan bakınca normal bayan  çantası gibi ama iç bölmelerinde alt değiştirme malzemesi biberon gözü vb. çok fonksiyonel çantalar. Böyle olunca internetten bir çanta buldum Skip Hop Messenger modeli ve bunu aldım. Bölme sayısı yeterli ve fena gözükmüyor ama en önemli dezavantajı ağır olması. Internetten satın alınca tabi bu detay aklıma gelmedi. E çantanın içine bir ton da malzeme koyunca taşıması çok zahmetli oldu. Yine de yeni bir çanta almayı gereksiz müsriflik gördüğüm için hala bu çantayı kullanıyorum. Tatillerde ise anneannemizin eminönünden çok ucuza aldığı hafif daha basit  bir çanta kullanıyorum. Sizlere tavsiyem anne bakım çantası alın çok gerekli. Fakat benim düştüğüm hataya düşüp, sağlam olsun diye ağır üretilmiş olan çanta almayın. İçi dolunca çok fark ediyor bu ağırlık.

Ayakkabı: (güncelleme 29.10.2013)

Stride Ride ve Kifidis’in çocuklar için çok uygun ve rahat ayakkabıları var. Öten yandan spor ayakkabı için adidas, new balance gibi markalar da düşünülebilir. Elbiselerin altına kısa süreli kullanım için Panço’dan da ayakkabı almıştık ama bunları sadece özel günlerde giydirdim uzun dönemli kullanım için uygun olduklarını düşünmüyorum. Ceyo ise özellikle ev tipi ya da kreş için kullanılabilecek ayakkabı ve de yazlık açık ayakkabılarda ihtiyacımızı karşılayan bir marka oldu.

Faydalı internet alışveriş siteleri:

www.e-bebek.com

www.bebekmarket.com

www.ayhancocuk.com

www.tchibo.com.tr

İkinci el eşya kullanımı:

Bebekler çok çabuk büyüyor. Bu sebeple etrafınızda tanıdık 2. el eşya alabileceğiniz kimseler varsa yatak, mama sandalyesi, kıyafet vb. çekinmeden almanızı tavsiye ederim. Zaten hemen hemen tüm bebek ürünleri yıkanabilir şekilde üretiliyor. Biz sadece ana kucağımızı 2. el kullanmıştık onun da kılıfını yıkayıp çok rahat şekilde kullanmıştık. Selin’in küçülen kıyafetlerini ya da ileride kullanmayacağımız eşyalarını da etrafımızdaki tanıdıklara vermeyi düşünüyorum. Böylece hem çevreye hem de ekonomiye kazanç sağlanır. Zaten şimdiye kadar pek çok küçülen eşyasını tanıdıklara dağıttık.

Öğrenilen dersler kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Bakıcı sorunsalı

Sanırım günümüzde pek çok çalışan annenin en önemli sorunu olan, çocuğu için uygun bakıcıyı bulma problemi ile karşı karşıyayız. İşe dönmeme 2 aydan az bir süre kalan şu günlerde, tatildi, düğündü vb nedenlerle ertelediğimiz bakıcı sorunu geldi kapımıza dayandı. Zaten işe dönecek ve seni bırakacak olma fikri beni üzerken, bir de üstüne senin son aylarda bana iyice bağlanman ve özellikle evimiz dışındaki ortamlarda benimle göz temasını kaybettiğin an ağlamaya başlaman, tuzumuz biberimiz oldu. Yaşadığım şu sıkıntılı günlerde anladım ki, 1 yaşından önce çocuğunuzu bir başkasına emanet edecekseniz muhakkak çalışacağınız bakıcıyı en geç 6. ayda bulun ve bebeği bu insana alıştırmaya başlayın. Aksi takdirde benim gibi, bu kız bu kadar vakitte nasıl yeni bir insana alışacak, sevecek diye kara kara düşünmeye başlarsınız. Keşke akrabalarımızla aynı şehirde yaşıyor olsaydık da seni daha fazla sosyalleştirebilseydik Selin’cim. Teyzen dışında seni gözümüz arkada kalmadan emanet edebileceğimiz hiç kimse yok maalesef ve o da çalışıyor. Özlem teyzen de durumuna o kadar üzülüyor ki benim işe başlayacağım hafta yıllık iznini kullanıp, sana henüz bulamadığımız:( bakıcı ile birlikte bakmayı teklif etti sağolsun.

Gelelim bakıcı arayış maceralarımıza:

1. Öncelikle herkes gibi biz de bakıcı konusunda eş, dost, tanıdıklara haber saldık. Tam Düzce’de kafamıza uygun birini bulduk diye sevinirken (haftaiçi yatılı almayı bile kabullenmiştik) bulduğumuz kişiyi ailesi Almanya’ya götürmeye karar verdi.

2. Sonra baktık tanıdıklardan bir sonuç elde edemeyeceğiz bakıcı şirketlerini araştıralım dedik. Eve kamera koyarız, ilk zamanlar teyzen, anneannen, ninelerin gelip bakıcıyı denetler bir sorun çıkmazsa yolumuza devam ederiz dedik. Bir şirketi arkadaş tavsiyesi ile, bir diğerini temizliğimize gelen bayanın önerisi ile ve sonuncuyu da benim internetteki araştırmalarım sonucunda bulduk. 1 hafta boyunca ilettiğimiz kriterlerde 15 e yakın adayla görüştük. İlk zamanlar babanla kendimizi acemi hissederken 3. tur görüşmelerde artık iyice duruma hakim olmuştuk. Hızlıca aday değerlendirip, beğenip beğenmediğimiz konusunda ortak görüş birliğine varabiliyorduk. İtiraf etmeliyim ki, çalıştığım şirkette yaptığım iş görüşmelerinde bile bu kadar zorlanmamıştım. İnsanın yavrusunu emanet edeceği insanı bulması gerçekten zor. Babanla çalışıp araştırma yapıp neler soracağımızı önceden belirlememize rağmen, her adayı tanımak ve varsa önemli bir açığı fark edebilmek için çok çaba sarf ettik. Tam gönlümüze göre birini bulduk sözleşme yapacağız derken, işe almayı düşündüğümüz bakıcı hem tarih konusunda gerekli esnekliği gösteremedi, hem de daha önce kabul etmesine rağmen kamera konusunda sorun çıkarttı. Biz de, daha işe başlamadan bu şekilde tavır koyan birini tutmaktan vazgeçip başladığımız noktaya geri döndük. Bakalım önümüzdeki günler şansımız yaver gidecek ve gönlümüzdeki bakıcıyı bulabilecek miyiz?

9. Ay kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Hoşgeldin Arel Atlas…

Selinim

28 temmuz’da İnci teyze’nin Arel Atlas adında tatlı mı tatlı bir oğlu oldu. Türkiye’ye gelmelerini ve tanışmanızı sabırsızlıkla bekliyorum. Şimdilik ayrı ülkelerde olsanız da önümüzdeki senelerde sizlerin de çok iyi iki arkadaş olacağınızı ümit ediyorum..

8. Ay kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Selin Düzce’de

Sevgili Kızım
8. ayını doldurduğun bugünlerde iyice hareketli, biraz yaramaz ve doktorumuzun yorumlarına göre kilo alması gereken bir kız oldun. Hal böyle olunca zaten ev hanımlığında çok acemi olan ben, kendimi iyice yorgun ve sana bakmakta yetersiz hissetmeye başladım. Ayrıca İstanbul’da tüm gün sürekli beni gördüğün için iyice bana bağımlı hale gelmeye başladın. Hem seni biraz sosyalleştirmek için hem de seni anneanne ve dedenin güvenli ellerine bırakıp arada dinlenebilmek için Düzce’nin yolunu tuttuk. Filiz yengen ve Banu ablan İstanbul’a ziyaretimize geldikleri için gidiş yolculuğunu onlarla dönüş yolculuğumuzu da klasik kurtarıcımız teyzenle yaptık ve bu sayede arabayla rahatça gidip gelebildik. Maalesef ilk günler pek planladığımız gibi olmadı. Sen biraz hasta olmanın da etkisi ile biraz da ananenin evini yadırgadığından da olsa gerek ben odadan çıkar çıkmaz ağlamaya başladın. Yapışık ikizler gibi bir 3 gün geçirmek zorunda kaldık. Sonraki günler anneannenin özenli bakımı ile hem iyileştin, hem de anane ve dedene alıştın. Anneanne ile tek başına bahçeye gezintiye bile çıktın. Düzce’de yaptıklarımıza gelince:

– Büyük babaannenin köydeki evinde verdiği davette ilk kez çerkez yemeği olan suda pişmiş haluj yedin ve akabinde bahçedeki asmaya kurulmuş salıncakta keyifli vakit geçirdin.

– Evimizin yakınındaki sosyal tesislerde çocuk trenine bindin

– Dedenin sana aldığı havuz ve su topu ile biraz oynayıp sonra havuzdan kendini dışarı atmayı başardın.

– Anneannenin iftar davetinde hem şipsi yedin hem de Banu ablanla karşılıklı voleybol oynadın

8. Ay, Geziler kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Temmuz ayı aktivitelerin

1- Kendi elinle erik, karpuz, bisküvi vb pek çok gıdayı gayet güzel yiyebiliyorsun. Annen kendi başına yemek yeme çabalarını desteklemek için günde en az 4 kez mama sandalyeni, seni ve yerleri baştan aşağı silmek/yıkamak durumunda kalıyor ama olsun. Yaz mevsiminde olmamız ve senin suyu çok seviyor olman duş seanslarımızın hızlı ve keyifli olmasını sağlıyor, yıkadığımız/sildiğimiz her şey de çabucacık kuruyor bakalım kışın ne yapacağız?

2- Koltuğa tutunarak yana doğru kendi başına çok rahat adımlar atarak ilerleyebiliyorsun.

3- Hala kafanda şapka tutmak istemiyor elinle şapkanı kafandan atmaya çalışıyorsun. Bu yüzden annen kendi bandanasını sana şapka yaptı. Bir de arada başörtü gibi bağladık çok tatlı oldun… Köylü kızı Fadime seni:)

4-Öndeki 2 dişin belirgin şekilde çıktı yemekleri çok daha rahat çiğneyebiliyorsun.

5-Anneannenin büyük karyolasında iki elini bırakıp bir yere tutunmadan ayakta durabiliyorsun. (Bu denemeyi yerde yapmıyorsun kendini sağlama alan akıllı kızım benim:)

8. Ay kategorisine gönderildi | Yorum yapın

İlk hastalığın

Sevgili Kızım
Biz her ay senin aşılarına rağmen hiç ateşlenmediğine ve hastalanmadığına sevinip dururken dün akşam ilk hastalık deneyimimizi yaşadık. Ateşin 39.1 dereceye çıktı. Bunda sanırım bir önceki gün olduğun çocuk felci aşısının etkisi var. Seni böyle mutsuz ve ağlar görünce bu haline hiç alışkın olmayan ben ve baban bayağı üzüldük. Çünkü sen şimdiye kadar sadece istediğin olmayınca azıcık şımarıklıktan bir kaç damla gözyaşı döktün o kadar. Soğukkanlılığımızı korumaya çalışıp önce sana ılık bir duş aldırıp, ateş düşürücü ilacını verip, doktor olan amcan ve yengenden gerekli tavsiyeleri aldıktan sonra, ıslak bezle kompres ve seni mümkün mertebe mutlu tutma çabalarına başladık. Çok güleç ve alem bir çocuk olduğunu yazmışmıydım bilmiyorum. Ateşliyken bile seni güldürdüğünü bildiğimiz oyunları oynadığımızda arada gülme ve sonra ağlamaya devam etme şeklinde ilginç tepkiler verdin. Bu bizi sevindirdi ve durumun umut verici olduğunu düşünmemize yardım etti. Tüm çabalarımıza rağmen aradan 2 saat geçtiğinde hala ateşin 38-38.5 arasında değişince bir de babanın işyerinin süper hizmeti olan Avitam’ı aradık. Gecenin bir yarısı babanın çocuk doktoru ile konuşması bizim için bulunmaz nimetti çünkü kendi doktorunun cep telefonu kapalıydı. Doktorun tavsiyesi ile Calpolun etkisinin geçme süresi olan 4 saati bekleyip sana ateş düşürücü fitil verdik (Doktorun önerdiği fitilin elimizde olması da büyük şanstı yoksa cumartesi gecesi babanı gönderip nöbetçi eczane arayıp dönmesini beklemek zorunda kalacaktık) Fitili aldıktan sonrasında ya rahatlamaktan ya da yorgunluktan kucağımda uyuyakaldın zaten. Tüm bu süreç esnasında sevgili babacığın bize tüm gerekli lojistik desteği (bezlerin ıslatılması, mamaların yapılması, alt değişimi vb) sağlayıp, uykusuzluğa daha dayanıksız olan anne için ve senin için elinden gelenin maksimumunu yaptı. Ben arada hem kısa kısa uykuya daldım hem arada uyanıp seni emzirdim ilgilendim. Böylece sanırım ilk üzücü maceramızı kolayca atlattık. Sabah oldu ve senin ateşin normale dönmüş durumda.

8. Ay, İlkler kategorisine gönderildi | Yorum yapın