Selin 4 yaşında:)

Canım Kızım

Büyüdün ve artık 4 yaşında oldun. O kadar mutluyuz ki. Bu sene birey olarak seninle ciddi birşeyler paylaştığımız ilk sene idi. Zira kişiliğin oluşmaya başlıyor, kendi tercihlerini yapıyorsun artık. Bizimle çok keyifli sohbetler ediyorsun. Okulunda çok mutlusun ve ingilizceyi çok güzel öğreniyorsun. Kendine ait ciddi bir çevren var. İlk defa bu sene senin arkadaşlarının doğum günlerine katıldık ve yeni insanlarla tanışmamıza vesile oldun. Büyüdün de networkumuzu arttırıyorsun:) Senin gibi bir evladımız olduğu için çok şanslıyız. İsteyen herkesin sağlıklı ve mutlu çocuklara sahip olmasını temenni ederim. İnsan çocuğu olunca birini gerçekten canından çok sevmenin ne demek olduğunu anlıyor. Umarım sen de büyüyüp anne olduğunda bu klişe gelen ifadelerin aslında gerçeğe dönüştüğünde ne kadar doğru olduğunu anlayacaksın.
Bu sene doğumgününü önce 12 Kasımda evde kutladık. Şehir dışından anneannen ve benim babaanemde de bizdeydi. Babaannem bu sene özellikle bize gelmek istedi rahmetli dedenin yerine. Zira bu bizim dedensiz/babamsız geçirdiğimiz ilk doğumgünün ve bunun burukluğunu yaşıyoruz aynı zamanda.

2. ve asıl doğumgünü partini ise Kidszone adında bir parti evinde yaptık. Sınıf arkadaşların, eski sitemizden arkadaşın Nisan, arkadaşın Ali efe ile çok güzel bir parti geçirdik. Doğumgünü elbiseni sevgili babaannem almıştı. Çok güzel hediyeler de aldın. Kelebek kurabiyelerin sevgili arkadaşım Elenanın el emeği idi. Pastan senin seçimin kelebek kanatlı bir bebekti.Arkadaşların için minik hatıra hediyelerimiz yapı kredi yayınlarından Sevecen ve Tomurcuk serisi kitapları oldu. Güzel bir parti oldu sen de çok eğlendin.

4 Yaş, Kilometretasları kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Yüzüyoruz simdilik kollukla:)

Sevgili Kızım Selin

Bu yaz seni tatil için çok umutlandırmıştık. Ama önce rahmetli dedenin vefatı, sonra da benim ayağımı kırmam sonucu bir türlü gitmek kısmet olmalı. Sürekli ne zaman tatile gideceğiz sorularına dayanamayarak kışa girmeden bayram sonu tatil planı yapmaya karar verdik. Zira bu sene hem ailecek, hem de ülke olarak yaşadığımız acılardan sonra moralimizi düzeltmeye de ihtiyacımız vardı. Organizasyon için çok plan yapacak vaktimiz yoktu ve aylardan kasım olunca ve biz deniz tatili isteyince ya kıbrıs ya antalya civarı düşündük ve sonunda tercihimizi Papillon Ayscha’dan yana kullandık. 4 gun hem dinlendik hem eğlendik. Otel misafirleri yabancı turist ağırlıklı idi. Bu da etrafında sürekli rus ve alman çocuklarla karşılaşmana ve yabancı dil olgusunu iyice anlamana yardımcı oldu. Bu arada senin ingilizcenin de okul sayesinde gayet güzel ilerlediğini söyleyebilirim. Belek’in denizini beğenmemiş olsam da, tesisin başarılı havuzları, görece diğer otellere göre daha küçük olması ve çok kalabalık olmaması, özellikle de çocuk klübünün çok başarılı işletilmesi sayesinde çok keyifli vakit geçirdik. Bence otelin tek sıkıntısı yiyecek kalitesinin yüksek olmaması idi ki sevmediğim açık büfe mantığındaki çoğu otelde benzer sıkıntı sanırım söz konusu. Alacarte restoranlarında yemekler çok daha iyiydi. Sadece sen ilk Uzakdoğu mutfağı denemende yemekleri çok tutmadın ve tatlılara odaklandın ki bu da senin yaşında çok normal damak tadı çok farklı olduğundan. Tüm tatil boyunca senin suyu görünce deli gibi sevinmen, önce simitle sonra kollukla gayet rahat yüzmen bizi de çok mutlu etti. Suyu görünce sanki hayatında hiç daha önce havuza ya da denize girmemiş gibi çok sevindin ve hatta sevinçten delirdin:) Biz de bir kez daha iyi ki gelmişiz dedik.

4 Yaş, Antalya kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Şimdi Okullu Olduk!!

Sevgili Kızım
2 ve 3 eylül tarihlerinde yeni okulun Merak Eden Çocuk’daki oryantasyon eğitimine katıldık. Artık resmen bir ilköğretim okulunun hazırlık sınıfı öğrencisi oldun. Hepimiz çok heyecanlıyız. İlk okul günümüzde anne-baba ve Melike ablanla birlikte Moda MEÇ’e gittik. Sizler için hazırlanmış olan ve meyve isimlerinden oluşan üzerinde adınızın olduğu yaka kartlarınızı aldınız önce. Sen üzüm olmuştun:). Sınıfının adı aç tırtıllarmış. 2 tane çok tatlı öğretmenin var Melike ve Hale. Umarım onları çok seversin.Bizde ilk başta çok olumlu bir izlenim bıraktılar. Ayrıca daha önce evimizde gelen ingilizce öğretmenin Seemi ile de okulda karşılaştık ve çok sevindik. Seemi başka bir sınıfın öğretmeni ancak tanıdık bir yüz olması senin için de güzel olacak sanıyorum. Sınıfın 13 kişi. Arkadaşların çok sevimli. 6 Kız, 7 erkek öğrenciden oluşan bir sınıfın var. Sınıfınızdaki güzel oyuncaklar okula ısınmanıza yardımcı oldu. Bahçeniz de çok güzel. Sınıfında Lilly adında bir yabancı öğrenci bile var. Farklı kültürden arkadaş edinecek olman beni mutlu ediyor. Umarım yeni okulunda önce mutlu olur sonra da çok merak eder ve çok yeni şeyler öğrenirsin benim canım kızım.

3 Yaş, İlkler kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Taşındık…

Ağustos 2014 bizler için çok kritik değişikliklerin yaşandığı bir ay oldu. Öncelikle hayatımızda dedenin eksikliğini hissettiğimiz ve hissedeceğimiz ama yaşamaya da devam etmek zorunda olduğumuz gerçeği ile karşı karşıya kaldık. Ayrıca tam 9 yıl oturduğumuz ve pek çok acı tatlı anımızı paylaştığımız evden ve semtten ayrılma kararı aldık. Evlendiğim, seni doğurduğum Esentepe mahallemize veda ettik. Aslında Anadolu yakasına taşınma fikri son bir senedir aklımızda olsa da, 1 sene daha bu evde kalır imkan olursa kendi evimize taşınırız diye düşünüp seni MEÇ Arnavutköy şubesine bile yazdırmıştık. Ama hem artık mevcut evimize sığmama sorunumuz dedenin kaybından sonra büyükbabane, anneanne gibi şehir dışından gelen misafirleri daha uzun dönemli ağırlama isteğimiz ile birleşince hem de ev sahibimizin zam oranını bu sene beklentimizin üzerinde yapıp seneye için de çok uzlaşamayacağımız sinyalleri vermesi sebebi ile süreci hızlandırdık. Hatta o kadar hızlı oldu ki okul problemin yüzünden, bayram tatili ile ilgili planlarımızı da revize etmek zorunda kaldık. Şansımız vardı ki okulunun Moda şubesinde hala yer vardı da kaydını oraya taşıyabildik.
Sonuçta artık Koşuyolundayız. Senin rahatça oynaman için gene site içerisinde parkı olan bir daire bulduk kendimize. Gayrettepe’deki görebildiğin arkadaşlarınla vedalaştın. Umarım yeni evinde çok daha mutlu olursun Selin’cim.
Bu arada yeni evimize taşındığımızın 3. günü ben ayak bileğimdeki kemiği kırdım merdivene ters basıp. Bu da kayıtlara geçsin elinde telefonla önüne bakmamanın cezası alçılı ayakla 2 hafta gezmek zorunda kalmak oldu.

3 Yaş kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Elveda Dedecim…

Canım Kızım

10 haziranda dedeni ebedi yolculuğuna uğurladık. Her ne kadar deden son 4 senedir diyaliz hastalığı ile mücadele ediyor olsa da, bu beklenmedik kayıp bizleri derinden sarstı. Henüz 59 yaşındayken, sen dedeni, ben ve teyzen de sevgili babamızı kaybettik. Üzüntümüzü tarif etmek mümkün değil ama yaşadıklarımızın bir kısmını büyüdüğünde okuman için paylaşmak istedim. Öncelikle okul pedagogun durumu sana basit cümlelerle açıkça anlatmamızı ve yasa katılmanda sakınca olmadığını iletti. Biz de bu yönde aksiyon aldık.Tabi ki sana tabutu göstermedik ve direkt cenaze törenine katılmadın. Pedagogun durumu açıklarken deden gökyüzüne gitti vb ifadeleri kullanmamamızı özellikle iletti. Sen başta farklı bir durum olduğunu anlasan da, aslında dedeni bir daha göremeyeceğini 1 hafta sonunda idrak ettin ve çok üzüldün. Neden dedeye bay bay diyemedik onu son kez olsun göremedik bunu sorguladığında içim nasıl parçalandı kelimelere dökmek zor.
Bizler yıl sonu gösterin için heyecanla beklerken ve sonradan öğrendiğimiz gibi aslında deden de sürpriz yapıp gitsek mi diye anneannenle konuşurken bu ani ve acı kayıp bizleri derinden sarstı ve hayatımızda aslında nelere gerçekten önem vermemiz gerektiğini bir kez daha hatırlattı. Seninle birlikte Düzce’de kaldığımız süre boyunca baban tüm aileye çok destek oldu ona minnettarım.

Dedenle ilgili seninle paylaşmak istediklerime gelince… Ben hep çoğu kız çocuk gibi babasına hayran bir kız çocuğu oldum. Babamın öğretmen olması da, hem kendi çocuklarına hem de etrafındaki tüm çocuklara sevgiyle yaklaşmasında önemli bir etkendi sanırım. Ben küçükken, hani derler ya anne baba evladına yemez yedirir, giymez giydirir, herkesin ailesi hayatta böyle sanırdım. Ama büyüyüp farklı dünyaları tanıyınca aslında ne kadar şanslı bir aileye sahip olduğumu anladım. Sanırım bir çocuk için en büyük zenginlik hem kendisini hem de birbirlerini seven ebeveynlere sahip olması. Herkesin bu kadar sevgi dolu ailesi olsa dünyada kötü insan diye bir şey kalmazdı sanırım. Biz çok zengin bir aile değildik, ama ben üniversiteden mezun olana dek hayatımda hiçbir şeyin eksikliğini hissetmedim babam sayesinde. Bugünkü seyahat etme, farklı kültürler, farklı yerler tanıma merakımı da, dedenin bizleri küçüklükten beri kendi imkanları dahilinde çok gezdirmesine borçluyum.
Atatürkü seven, cumhuriyete bağlı bir ailenin kız çocuğu olarak da hayatta çalışarak ve azimle herşeyin elde edilebileceğini düşündüm hep. Okudum meslek sahibi oldum. Ailemin bana sunduğu imkanların çok daha fazlasını kendi evladıma sunabilir hale geldim. Bunların hepsi öncelikle babamın bizlere olan inancı ve desteği sayesinde oldu. Türkiye’de kadın olarak ayakta kalmanın, özgür ve eşitlikçi bir ortamda büyümenin ve yaşamanın aslında ne kadar zor ve büyük bir nimet olduğunu üniversiteye geldiğimde farkettim.

Umarım Selin’cim sen de büyüdüğünde benim babamdan memnun olduğum kadar sen de bizden memnun olursun ebeveyn olarak. En büyük tesellim dedenin seni görmüş ve seni çok ama çok sevmiş olması. Gönül isterdi ki dedeciğin senin ilkokul, lise sıralarına başladığını da görebilseydi.
dedem

3 Yaş kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Mayıs’da neler yaptık?

Bu ay anneannem dizinden ameliyat oldu. Biz de onunla ilgilenmek için annemle Düzce’ye gittik. İlk defa babamdan dört gün ayrı kaldım. Neyse ki Düzce’de anneannemin apartmanında yaşayan duru ablayla tanışıp çok güzel oyunlar oynadığım için canım çok sıkılmadı. İlk defa apartmandan aşağı kendim inip, binanın önündeki yeşil alanda sadece annemin balkondan arada gözle kontrolü olacak şekilde diğer çocuklarla oynadım. Bu maalesef İstanbul gibi büyük şehirlerde yapamadığımız şeyler.

Öte yandan Halil Dedem İstanbul’a döndüğümüzde bizi ziyarete geldi. Beraber güzel vakit geçirdik bana 2 tekerlekli bisiklet aldık. 3 tekerlekten 2 tekerleğe terfi ettim yani:) Bir de yüzme kursunda seviye atlayıp 4. seviyeye çıktım.

3 Yaş kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Nisan’da Saraybosna

Bu yıl teyzenin izin tarihlerine de uyabilmek adına nisan ayında vize istemeyen bir ülkeye gitmeye karar verdik. Zira bu yoğun kosturmada hiçbirimizin vize prosedürleri ile uğraşmaya hali yoktu. İlk başta St Petersburga mı gitsek diye düşünürken havanın çok soğuk olabileceği varsayımı ile Saraybosna’ya gitmeye karar verdik. Moskova’ya daha önce iş için gitmiştim ama St Petersburg hala görmek istediğim yerler arasında listede bekliyor:)  Aslında uzun zamandır tatillerimizi kendimiz organize ediyoruz uçak bileti, booking.com dan otel vs şeklinde. Ama bu tatil hem tarih olarak çok sıkışık olunca hem de Mostar gibi görmek istediğimiz yerler uzakta olunca 8 sene sonra ilk defa tekrar tur şirketi kullanarak bir tatile çıktık. Gerçi havalimanına vardığımızda bizi karşılayan rehber Selin dahil turda 4 kişi olduğun  söyleyince pek bir sevindik. Zira tur bize özel oldu:) 3 gece 4 gun kaldığımız Saraybosna gezimizde genelde çok güzel bir bahar havası vardı. Son gün ise kar yağdı ve Selin sevinçle karda oynadı. İlk gün valizlerimizin tur aracından çalınmasını saymaz isek çok keyifli bir tatil geçirdiğimizi söyleyebiliriz. İlk gün Saraybosna şehir merkezini gezdik ve mecburen kıyafet alışverişi yaptık. Başçarşı, sönmeyen ateş, Latin köprüsü, Bedesten vb. önemli yerlerini ziyaret ettik Saraybosna’nın.  2. gün ise sırasıyla Poçitel, Mostar ve Blagaj turuna katıldık.  Blagajdaki Alperenler tekkesi denen yerdeki suyun güzelliğine ve temizliğine hayran kaldık. Özellikle Mostar’dan çok etkilendik. Gerçekten güzel bir şehir ve köprü. Şansımıza köprüden atlayan bir gence de denk geldik. Soğuk havada atlamaları büyük cesaret. Köprünün orjinalinin Hırvatlar tarafından bombalanarak yıkılması çok üzüntü verici. Söz konusu Saraybosna olunca savaşın izlerini her yerde görmemek ve videolarını izlememek mümkün değil ama biz tüm bunları Selin’i çok etkilemeden yapmaya çalıştık. Bir sonraki gün ise Travnik, Tünel ve Piramitler gezisine gittik . Travnik gezisindeki gene su kenarı yerler çok keyifliydi ama piramitler denen yeri ben gideceklere pek tavsite etmiyorum. Dakikalarca dik dağa tırmanıyorsunuz ve birkaç kaya parçasından başka bir şey göremiyorsunuz. Tünel ise küçük ama görülmesi gereken etkileyici bir müze idi. 1.60 yüksekliğindeki tünelde biz geçerken çok zorlandık ama Selin çok sevdi ve 4-5 kez geçti tünelden.

Saraybosna ile ilgili genel izlenimlerim çok yeşillik ve sulak bir yer olması, suyun çeşmelerden rahatlıkla içilebilmesi, çok iyi bir insan olan rehberimiz Muhammed ve Selin’in geçirdiği keyifli zamanlardı. Üzüldüğüm nokta ise saraybosna’da devam eden %44 işsizlik ve savaşın acılarının hala unutulmuş olmaması. Sanırım yaşadığımız hırsızlıkta da bu işsizlik oranının etkisi var.

3 Yaş, Geziler, Saraybosna kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Mardin Gezisi

Bu sene niyetlendiğimiz Mardin gezimizi sonunda yapabildik. Daha önce yazdığım Mardin Kapısı şarkısı merakından yola çıkarak gittiğimiz gezi çok ama çok güzel geçti. Cumartesi vardığımız Mardin’de önce otelimiz Reyhani Kasri‘na yerleştik. Merkezi konumu, temizliği ve güleryüzlü çalışanları ile beklentilerimizi karşılayan şirin bir oteldi. Terasından Mezapotamya manzarası izlemek ise ayrı bir keyifti. Ertesi gün ise kiraladığımız araç ve şoförümüz Emrullah ile Midyat, Hasankeyf, Mor Gabriel Manastırı gezisi yaptık. Beni en çok Mor Gabriel Manastırı etkiledi. Hasankeyf ve oradaki mağaralar da gerçekten görülmeye değerdi. Kışın sıcak, yazın serin tutması ile mağaralar aslında başka bir enerji kaynağına ihtiyaç duymadan nasıl da korumuş insanları geçmişte. Şimdi biz o dağları kayaları kazıp bina yapıp sonra ısınma ya da soğuma için bir dünya enerji harcıyoruz hem de dışarıya bağımlı bir şekilde. Hasankeyf’de bir de dokuman tezgahında kilim dokuyan bir amca ile karşılaştık ve 2 adet kilim aldık. Hem de çok uygun fiyata. Keşke el sanatları yok olmasa. Dönüşte Midyat’ta Gelüşke Hanı‘nda yemek yedik ki hem ortam hem yemekler anlamında bizi tatmin etti. Sadece tatlı olarak baklavasını başarılı bulmadık. Dönüş yolunda Nusaybinde Beyazsu’ya uğradık ve nehir kenarında demleme çay içtik.  Beyazsu özellikle debisinin fazla olması, suyunun çok temiz olması ile bizi keyiflendirdi ve kenarında kaçak çay içmek ayrı bir keyifti. Ancak benim gibi yeşil ve sulak bir şehir olan Düzce’de büyümüş biri için çok da ilginç değildi. Öte yandan normalde yazın hava çok sıcakken yöre insanları buraya akın edip sadece bir oturma bölmesi kiralamak için 60 tl veriyorlarmış. Öğrenince çok şaşırdık.

Akşam ise Cerciş Murat  konağında yemek yedikten sonra adet olduğu üzere ellerimizi gül suyu ile yıkadık. Babana ibrikte gül suyunu ben döktüm meğer adet öyle imiş. Garsonlar hanımlara, hanımlara beylere gül suyu dokuyor:) Bu durum babanın ve dedenin çok hoşuna gitti. Günlük hayatta bu tip bir hizmetten yoksun oldukları için:)

Mardin ilginç taş binaları, olgunlaşma enstitüsü binası, ptt binası, ulu camii gibi estetik binaları ile gezilip görülmesi gereken bir yer. Mardin’de tek memnun kalmadığımız yer kebapları çok övülen Kebapçı Rido oldu. Ben hem yemeği başarılı bulmadım hem de temizlik ve hijyen zaten çok zayıftı. Mardin gezisi Selincim için de çok keyifli idi.

 

3 Yaş, Geziler kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Sürpriz Tatil

Sevgili işyerim Bimsa’nın Eylül-Ocak arası çok yoğun emeklerle canlıya geçirdiğimiz e-fatura projelerimizin başarısını takdir etmesi vesilesi ile çift kişilik tatile hak kazandık. Kış günü ne tatili yapsak diye düşünürken kararı Kartalkaya’daki bu otelde kalmak yönünde kullandık. Çok da iyi etmişiz. Hem dinlendik hem eğlendik, hem kayak denemeleri yaptık:) Havuzda çok keyifli vakit geçirdik. Sen türk hamamı kurnalarında taslarla su dökerek pek bir eğlendin:) Annen spa keyfi yaptı dinlendi. Velhasıl bu tatil kısa da olsa ruhumuza da bedenimize de iyi geldi. Ama şunu anladım ki ne kadar keyifli de olsa çocuklar evini düzenini her tür tatile tercih edebiliyor. Bunu zaman zaman, odamı oyuncaklarımı özledim demenden anladık:) Yine de otelde yaşıtın çocuklarla oyun oynaman, havuzda yüzmen senin keyfini yerine getirdi. Bir kısa tatil de böyle bitti. Darısı yenilerinin başına:)

 

3 Yaş, Geziler, Kartalkaya kategorisine gönderildi | Yorum yapın

İlk kostüm partimiz

Sevgili kızım

Okuldaki ilk kostüm partinde doktor oldun. Halihazırda elimizde hediye edilen bir doktor kostümün vardı biz de onu kullanalım dedik. Resimlerde de çok tatlı çıkmışsın. Her ne kadar sen de tüm küçük kızlar gibi tüllü kabarık prenses elbiselerinden hoşlansan da, bence bu farklı kostüm sana çok daha fazla yakıştı. 

3 Yaş, İlkler, Yaşlar kategorisine gönderildi | Yorum yapın